Thumbnail
  • 10.07.2021

Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri arasında, 17 yıldan beri devam eden ve” hükümetlerin uçak üreticisi firmaları sübvanse etmelerinin, Dünya Ticaret Örgütü’ne şikayet edilmesi ile” gelişen, ticaret savaşının sona ermesi bekleniyor.

 

ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’ın katılım sağladığı, Brüksel’deki ABD-AB zirvesinin, iki ülkeye sağladığı olumlu sonuçlardan birisi, bu konudaki anlaşma oldu. Avrupa Birliği’nin ticaret komisyonu başkanı Valdis Dombrovskis, konu hakkında “Bu anlaşma ile, Airbus- Boeing arasındaki anlaşmazlığı tarihe gömüyoruz. Kalıcı bir çözüm bulmak için, artık yerimiz ve zamanımız var. Atlantik’in her iki tarafındaki uçak ithalatçısı firmalar, bu anlaşma sayesinde, milyarlarca dolarlık cezalandırıcı gümrük vergilerinden kurtulacaklar.” ifadesini kullandı. Avrupa Birliği ve ABD, bakanlar seviyesinde bir çalışma grubu oluşturarak, sübvansiyon sınırlarını tartışmaya ve bu konuda meydana gelebilecek her türlü anlaşmazlığı aşmaya karar verdi. Burada amaç, yeni geliştirilecek uçak modelleri dahil, anlaşmazlığın tekrar ortaya çıkmasına engel olmak. Anlaşmazlık, yeni uçakların geliştirilmesi sırasında ortaya çıkan AR&GE maliyetine, hükümetlerin yaptığı katkının, diğer tarafa zarar verici ölçüde olmasından kaynaklanıyordu. Sübvansiyonlar neticesinde maliyetleri düşen uçak imalatçısı firma, haksız olarak, düşük fiyatla mal satarak, rekabet yapma imkanına kavuşuyordu. 

 

Aslında, amacın dünya ticari havacılık pazarını Boeing ve Airbus modelleri ile elinde tutan bu iki ülkenin, pazarın kapılarını zorlayacağının işaretlerini veren Çin’e karşı güç birliği yapmak olduğu, Dombrovski’nin “Birlikte çalışıp, üçüncü ülkelerin piyasa dışı uygulamalarına karşı koymalıyız” sözlerinden anlaşılıyor. Cezalandırıcı gümrük vergileri konusunda anlaşmaya varılmasına, Almanya, Fransa ve İspanya, olur vermiş durumdalar. Çin’in, devlet kapitalizmi adını verdikleri uygulamalarına karşı, iş birliği yapma ihtiyacını hisseden Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, anlaşmaya varmamış olsalardı, birbirlerinden ithal ettikleri mallara, gümrük tarifelerini arttırarak, 11,5 milyar dolarlık ilave gümrük vergisi koyma kararlarını uygulayacaklardı. “ABD ile AB arasındaki, uçak satışlarında sübvansiyon anlaşmazlığı”, Dünya Ticaret Örgütü’nün tarihindeki, en uzun süren anlaşmazlık. İhracatçı firmaların, ihraç malları için, hükümetleri tarafından bu ölçüde sübvanse edilmeleri, Dünya Ticaret Örgütü’nün serbest piyasa kurallarına aykırı. Dolayısı ile, yapılan şikayetlerden sonra, Dünya Ticaret Örgütü’nün onayı ile, ihlali yapan tarafın ihraç mallarına, ilave gümrük vergileri konması cezası geliyor. Bu şekilde, Dünya Ticaret Örgütü’nün ilk cezası AB’ye gelmiş ve 2019 yılının Ekim ayında; ABD, AB’den yaptığı Fransız şarapları dahil, çok çeşitli tüketim malı ithalatına (7,5 milyar dolarlık bir değere ulaşana kadar) ilave gümrük tarifesi uygulamaya başlamıştı. Geçen sene, aynı konuyla ilgili olarak Dünya Ticaret Örgütü ABD’yi cezaya çarptırmış ve AB, ABD’den yaptığı şeker kamışı melası dahil, çok çeşitli tüketim malı ithalatına (4 milyar dolarlık bir değere ulaşana kadar) ilave gümrük tarifesi uygulamaya başlamıştı. 

Her ne kadar cezalar, havacılık sektörüne hükümetlerin verdiği haksız sübvansiyonlar nedeni ile verilmiş olsa da, bu örneklerde de belirtildiği gibi, hükümetler, ilave gümrük vergilerini, bu ülkelerden yapılan her türlü mal ihracatına uygulayabiliyorlar. İlave gümrük tarifeleri, hem ihraç edilen malı ithalatçı ülkedeki tüketiciler için pahalı hale getirerek, hayat pahalılığına neden oluyor, hem de yüksek gümrük tarifesi konulan malın pazarda rekabet gücünü kaybetmesine neden oluyor. Kanımca, ABD ve AB, birbirlerinin ihraç mallarına koydukları cezalandırıcı gümrük tarifeleri nedeniyle pahalılaşan ürünlerinin, Çin gibi ülkelere karşı, piyasadaki rekabetçi gücünü kaybettiklerini fark ettiler. Konunun kaybet-kaybet durumuna evrildiğini ve Batı’nın iki süper gücünün kavgasının, Çin’e hizmet ettiğini anladılar. Biden’ın başkan seçilmesinin, daha önce AB ile ABD arasında bozulan ilişkileri iyileştireceği, bu örnekle daha iyi anlaşılıyor.

 

Yolcu uçakları pazarında Çin’in payını anlamamıza, aşağıdaki grafik yardımcı olabilir. Günümüzde, tüm dünyadaki Boeing B737 ve Airbus A320 uçaklarının yarısından fazlası, Çin’e ait havayolu firmalarında uçuyor. Buna karşılık, Çin’in yeni uçak siparişleri, gelişen havayolu taşımacılığı sektörünün taleplerine oranla, çok geride kalmış durumda. Bu da, Çin’in kendi uçağını beklediğine yönelik yorumları arttırıyor. 

 

Asya’lı dev, Çin devletine ait uçak imalatçısı Comac ile, Airbus’ın zamanında attığı adımları atmayı hedefliyor. Comac firması, C919 adını verdiği ve Boeing 737 ve Airbus A320 uçaklarına rakip olacak jet yolcu uçaklarını, bu sene hizmete alarak, Çin hükümetinin “2025 yılında Çin Malı “ stratejisine destek verecek. Çin, aynı zamanda, Rusya ile C929 adını verdiği geniş gövdeli, uzun menzilli bir uçağın ortak üretilmesi konusunda da anlaştı. Bu iki ülke arasında, havacılık konusunda kurulacak bir ortaklık, ABD ve AB’nin uzun vadede, başlarını ağrıtabilir.

 

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği