Thumbnail
  • 15.03.2025

İnsanlar, tarih boyunca karşılaştıkları beklenmedik değişimlere ve olaylara uyum sağlama yeteneği göstererek bu zorlukların üstesinden gelmiştir. Charles Darwin’in “Değişime en fazla uyum sağlayanlar yoluna devam edebiliyor” sözü, insanın adaptasyon yeteneğinin önemini vurgular. Havacılık sektörü gibi birçok sektör de bu tür krizlerden etkilenmektedir. Kriz anlarında doğru uyum sağlamayı başaranlar, süreçten kayıpsız veya kazançla çıkabilmektedir.

Dünya tarihi boyunca insanoğlu, bölgesel veya global ölçekte beklenmedik oluşumlarla karşılaşmış ve bunlarla baş etmeye çalışmıştır. Konuda uzman pek çok bilim insanı, çeşitli kereler dile getirmiştir ki, insan Dünya üzerinde adaptasyon yani uyum sağlama yeteneği en yüksek canlıdır. İnsan, uyum yeteneği ve sadece kendisine özgü birtakım zihinsel yetenekleri sayesinde, gerek lokal gerekse global değişimleri ve beklenmedik oluşumları analiz ederek bunlara uyum sağlamayı büyük ölçüde başarmıştır. Elbette, öznel olarak değişimlere ve beklenmedik şekilde gelişen oluşumlara uygun sürede adapte olamayanlar sıkıntı yaşamışlardır. İngiliz biyolog ve doğa tarihçisi Charles Darwin, doğadaki yaşam mücadelesini ve nesillerin varlığını koruma sürecini ifade ederken şöyle demiştir: “En güçlü olanlar veya en zeki olanlar değil, değişime en fazla uyum sağlayanlar yoluna devam edebiliyor.” İnsan, karşılaştığı değişim ve beklenmeyen oluşumlara tepki göstermek veya reddetmek yerine anlamaya, kavramaya, evirebileceği noktaları geliştirmeye, bunu yapamayacağı alanlarda ise uyum sağlamaya çalıştığı takdirde, bu değişim ve oluşumları büyük ölçüde yönetebilmektedir. Daha önemlisi, bu durumdan zarar görmemekte, hatta ileride kullanabileceği belli kazanımlar geliştirebilmektedir. Bunun için insanın karşılaştığı değişim ve yeni oluşumları rasyonel olarak değerlendirmesi, zihinsel süzgeçten geçirmesi, değiştirebileceği ve uyum sağlayacağı alanları iyi tespit etmesi gerekmektedir.

Hepimizin bildiği gibi, Dünya, havacılık sektörüne de ciddi etkisi olan beklenmedik oluşumlar yaşayabiliyor. Havacılığı durdurabilecek, uçuşları azaltacak türden salgın hastalıklar, savaşlar, kaza-kırımlar ve daha pek çok beklenmedik durum sayılabilir. Gerek havacılık sektöründeki kuruluşlar gerekse bu sektörün her alanında görev alan insanlar, sürpriz biçimde karşılaşılan çeşitli oluşumları yönetebilmek için yoğun çaba harcıyor. Sektörde her uzmanlık alanının bu kriz zamanlarında yapabilecekleri değerlendirilmektedir. Geçen zaman içinde şu gayet net bir şekilde anlaşılmıştır ki, ani yaşanan bu oluşumlar karşısında gerekli adaptasyonu uygun zaman diliminde gerçekleştiren bireyler, sonunda kayıpsız hatta bazı kazanımlarla süreçten çıkabileceklerdir. Bu nedenle sektördeki ilgili kuruluşlar ve uzmanlar, sektörde çalışan her alandaki insan kaynağına, özellikle mesleki yetkinliklerini muhafaza etmeleri ve kişisel beceriler bakımından süreci yönetmeleri için hatırlatmalar yapmaktadır.

Bu tür bir beklenmedik ve işlerin durduğu ya da durgunluğa girdiği zamanlarda, teknisyen yetkinliklerinin muhafaza edilmesi hatta geliştirilebilmesi için dikkat çekilecek unsurları hatırlatmak, sanıyoruz hepimize belli ölçüde fayda sağlayacaktır.

ZİHİNSEL VE SOSYAL BECERİLER

Bakım operasyonunun sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için bazı zihinsel ve sosyal becerilerin gerektiğini biliyoruz. Örneğin, karar verme bir zihinsel beceri iken, iletişim bir sosyal beceri olarak değerlendirilmektedir. Teknisyenler için gerek zihinsel gerekse sosyal olsun, tanımlanmış her beceri önemli ve değerlidir. Peki, mesleğin icra edilmesinin kesintilerle sürebildiği bir zaman diliminde, bir teknisyen gerek zihinsel gerekse sosyal becerilerini dinamik tutmak adına neler yapabilir?

Her iki başlıktaki becerilerimizi yöneten organımızın beyin olduğunu biliyoruz. İnsan beyninin bazı zihinsel becerileri sergileyebilmesi için bu beceriler konusunda çalışması, tabir yerindeyse antrenman yapması gerekmektedir. Nasıl ki kol kasımızı geliştirmek veya mevcut durumunda tutmak istiyorsak, örneğin şınav çekmemiz gerekir. Bu çerçevede, beyin kasımızı geliştirmek için de antrenmana ihtiyaç vardır. Teknisyen için karar verme, bilgi yönetimi, doğru karar vermek gibi yetkinlikleri dinamik tutabilmek ancak bu egzersizlerle mümkün olabilmektedir.

Beynin zihinsel antrenmanı, okumak, düşünmek, fikir üretmek gibi egzersizler yapmaktır. Örneğin bir teknisyen eğitim alarak, mesleğiyle ilgili yayınları takip edip, okuyarak, alanındaki bir olay videosunu izlerken kendini onu yaşayanların yerine koyarak bu egzersizi yapabilir. İnsan beyninin sanal ile gerçeği benzer şekilde değerlendirme özelliğinden yola çıkacak olursak, iyi hazırlanmış bir olay belgeselini izleyen bir teknisyenin “burada ben olsaydım, şunu yapabilirdim” şeklinde ürettiği düşünce bir egzersizdir. Bilgi edinerek, öğrenmek, analiz yapmak şeklinde yapılan bu egzersizler, teknisyenin zihinsel becerilerini dinamik tutacaktır.

Diğer taraftan, teknisyen için zihinsel beceriler gibi değerli olan sosyal becerilerin de uygun seviyede korunması ve geliştirilmesi önemlidir. İletişim, problem çözme ve takım çalışması, iş yükü yönetimi gibi sosyal becerilerin dinamik tutulması değerlidir. Belirtilenler gibi sosyal becerilerin korunması için dijital ortamda da olsa konuşma ve fikir paylaşım platformlarında olup, teknik konularda meslektaşlarla paylaşım yapmak bir yöntemdir. Diğer yandan, sanal eğitim platformlarında alanıyla ilgili eğitim almak, sorular sormak, fikir üretmek, vaka değerlendirmek etkili bir yöntemdir. Bu ve benzeri yöntemlerle teknisyen, mevcut olan iletişim kurma, birlikte sorun çözme, ekip olarak bir konuyu değerlendirme, kendini ifade etme gibi sosyal becerilerini beslemiş olacaktır. Unutmamak gerekir ki yoğun programların olmadığı kesinti dönemlerinde, nasıl ve kimlerle zaman geçirildiği çok önemlidir. Birçok uzmanın, yetkinliklerin korunması ve geliştirilebilmesi için zamanın bir kısmının kendin kadar hatta daha iyi beyinlerle sosyalleşerek mesleki kaliteyi artıracak aktivitelerle geçirilmesini tavsiye ettiğini biliyoruz.

Kısaca belirtmek gerekirse, teknisyen beklenmeyen oluşumların yaşandığı ve mesleki yaşantının kesintilerle sürebildiği zaman diliminde, zihinsel ve sosyal antrenmanlarla becerilerini korumak ve geliştirmek durumundadır. Belirtildiği üzere, insan beyni sanal ve gerçeklik farkı gözetmediği için, yukarıda belirtilen egzersizler uygulandığında önemli bir etki oluşturmaktadır. Bu etkiyle beyin, konuya hizmet eden nöronlarını çalıştırmakta ve o alandaki melekeler canlı kalabilmektedir.

BECERİLERİMİZİ BESLEYEN MUCİZE ORGAN: BEYİN

Zihinsel ve sosyal becerilerimizi yöneten, bunları işler durumda tutan ve yeri geldiğinde sergilememizi sağlayan organımız beyin, temel olarak üç bölümden oluşmaktadır. İlk kısım, ilkel beyin olarak da anılan ve toplamın yaklaşık %10’luk kısmını oluşturan bölümdür. Bu bölgenin temel işlevi, acil durumlardan kurtulmak, canını korumak olarak ifade edilebilir. İkinci kısım, toplamın yaklaşık %20’sini oluşturan, duygusal beyin olarak isimlendirilen ve temel işlevi duyguların, sezgilerin yönetimi olan bölümdür. Üçüncü kısım ise insanı insan yapan unsurların bulunduğu, insan beyni olarak ifade edilen, toplamın %70- 80’ini oluşturan, tabir yerindeyse buruşuk ve kıvrımlı olan bölümdür. Yukarıda belirttiğimiz zihinsel ve sosyal aktivitelerle dinamik tutmak istediğimiz bölüm, özellikle insan beyni olarak ifade edilen %70-80’lik kısımdır.

Ayrıca, beyin denilen mucize organ, yaklaşık %70-75 su, %20 -25 protein/yağ ve %5 şeker/tuz’dan oluşmaktadır. Beyni oluşturan temel yapıların bilinmesi, onun beslenmesi için gereken kaynakları sağlamak bakımından önem taşımaktadır.

Bir teknisyen, zihinsel ve sosyal becerilerini korumak ve geliştirmek istiyorsa, beynin fizyolojik denilebilecek ihtiyaçlarını uygun biçimde ve düzenli olarak karşılaması gerekmektedir. Beynin fizyolojik ihtiyaçlarının ilki oksijendir. Unutmamak gerekir ki, vücuda alınan oksijenin %20’ye yakınını beyin tüketmektedir. Bunun için uygun ortamlarda açık havada bulunulmalı, yürüyüşler yapılmalıdır. Yukarıda belirtildiği gibi, beyinde önemli ölçüde su bulunmakta olup, beynin en büyük ihtiyaçlarından biri sudur. Bu nedenle suyu eksik etmemek gerekir. Uyku, diğer bir ihtiyaç başlığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada, kaliteli ve yeterli miktarda uykudan bahsetmekteyiz. Beynin bir ihtiyaç kalemi de glikozdur. Özellikle meyve ve benzer taze ürünlerden alınacak glikoz beynin işine yarayan glikozdur.

Yukarıda belirtilenleri toparlayacak olursak, bir teknisyen çalışma hayatını kesintiye uğratan beklenmeyen durumlarda tıpkı aktif uçuş operasyonu sürüyormuş gibi fizyolojik durumuna özen göstermelidir. Unutulmamalıdır ki, fizyolojik yeterliliğin olmadığı durumda zihinsel ve sosyal becerilerin yeterli seviyede korunması ve sergilenmesi mümkün olamamaktadır.

Başlangıçta da belirttiğimiz gibi, Dünya beklenmedik bir biçimde yaşadığı çeşitli durumları tanımaya ve gerekli altyapı oluşturulana kadar bu durumları yönetmeye çalışıyor. Yaşanan global beklenmedik durumlar, havacılık sektörü de dahil olmak üzere, elbette pek çok sektörü derinden etkiliyor. Ülkeler ve kuruluşlar en az zararla süreci bitirmek üzere gayret ediyorlar. Bireylere düşen ise, öncelikle bu beklenmedik durumu doğru kavrayıp, kendi kişisel yönetimini etkin biçimde yaparak süreci tamamlamaktır.

Konuya teknisyen özelinden baktığımızda, bireysel yönetimini etkin şekilde uygulayıp, kendisi için mesleki olarak son derece değerli olan zihinsel ve sosyal becerilerini dinamik durumda tutmaktır. Yazımızda belirttiğimiz faaliyetleri elden geldiğince uygulamak, bu süre içerisinde yetkinliklerinin korunmasına katkıda bulunmuş olacaktır. Diğer yandan, fizyolojik olarak yapılması gerekenler etkin biçimde uygulandığında, rehavetin oluşturabileceği olumsuzlukları yaşamadan ve bedenen önemli bir değişim olmaksızın süreç sağlıklı olarak geçirilmiş olacaktır.

Tekrar hatırlatmak gerekirse, değişime ve gelişen beklenmeyen durumlara bireysel olarak uyum sağlayabilenlerin, bu tür durumları yönetmesi ve hatta gelişim sağlayarak avantaja dönüştürebilmesi mümkün olabilmektedir.

Emniyetli uçuşlar dilerim. 

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği