Thumbnail
  • 20.03.2023

Bir İstanbul Klasiği

Pera Palas Hotel

Bu ay sizleri gizemli bir tarihi otele götürmek istiyorum. Burası aslında bir otelden çok, tarih yüklü bir yapı ve içinde yaşanmış ilginç hikayeleri barındırıyor. Her şey bir tren yolculuğu ile başlamış aslında, yıl 1888 Paris’ten yola çıkan ve 80 saat süren bir yolculuktan sonra İstanbul’a gelen ve çok lüks bir tren olan Orient Express, yani Şark Ekspresi ‘nin yolcuları genellikle yüksek tabakadan yazarlar, bürokratlar ve zenginler idi. Bu kişilerin konaklama ihtiyacı nedeni ile Pera Palas Oteli’nin yapımına karar verilmiştir. 1892 yılında yapımına başlanan otel 1895 yılında yapılan bir açılış balosu ile hizmete başlamıştır. Otel, Küçük Avrupa olarak nitelendirilen, kültürel ve sosyal etkinliklerin yapıldığı Pera’nın Tepebaşı bölgesinde kurulmuştur. Ülkemizin Avrupa standartlarında ilk oteli olan Pera Palas, halen günümüzde de ziyaretçilerini ağırlıyor.

Pera Palas Otel bir ilklerin oteli. Osmanlı Devleti’nde sadece saraylarda kullanılan ve lüks sayılan elektrik, sarayın dışında ilk kez Pera Palas Otel’de kullanılmıştır. Ayrıca ilk elektrikli ve tarihi bir asansör de halen otelde bulunuyor. Ancak özel durumlarda kullanılıyor. Bu tarihi asansör 1892 yılında yapılmış. Asansörün üstünde bir ibre bulunuyor bu ibre hangi katta olduğunu gösteriyor. Bu asansörün dünyadaki bir örneği Paris’teki Eyfel Kulesi’nde mevcut. Bu asansörden 3 yıl önce inşa edilmiş. Pera Palas Oteli ayrıca ilk kez sıcak suya sahip bir bina durumunda. Otelin kuruluşu ile birlikte Şeker Ahmet Paşa’nın eserlerinden oluşan ilk resim sergisi, Pera Palas Otel’de açılmıştır. 1925 yılındaki Yılbaşı Balosu da İstanbul’daki ilk yılbaşı balosudur. Bu balo, Türkiye’de miladi takvime göre gerçekleştirilen ilk etkinlik olarak tarihe geçmiştir. Otelin mutfağında edindiğimiz bilgilere göre bazı ilkler mevcut. Örneğin, Osmanlı’da ilk köri baharatının kullanıldığı mutfaktır. Öte yandan ilk kaplumbağa çorbası da bu mutfakta pişirilmiştir.

Pera Palas Otel’de Ulu Önderimiz Atatürk’ün ve yazar Agatha Christie’nin müze haline getirilmiş odalarının dışında Artist Greata Garbo Süiti (bu oda gül kokulu ve ipeklerle dekore edilmiştir.) ile yazar Hemingway’in süiti de bulunuyor. Pierre Loti’nin Süiti ile ayrıca Casus Mata Hari’nın de burada konakladığı zaman kaldığı süiti bulunmaktadır. Otelin manzarası da muhteşem bir Haliç ve Pierre Loti manzarasına sahip. Pera Palas Oteli’nin tasarımını ünlü bir mimar olan Alexandre Valluary yapmıştır. Valluary aynı zamanda İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin de mimarıdır. Otelin dış cephesi klasik, balo salonu orientalist, diğer yerler de Art Nouveau tarzdadır. En lüks malzemelerin kullanıldığı otelde halen günümüzde de o dönemdeki sıhhi tesisat ve donanımlar kullanılmaktadır. Otelin 16’sı süit, toplam 115 odası mevcuttur.

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, 1917 yılından itibaren Pera Palas Otel’de birçok kez konaklamış ve üst düzey misafirlerini burada ağırlamıştır. 101 numaralı oda Atatürk’ün kullandığı oda olup, günümüzde Atatürk’ün doğumunun 100’üncü yılında müze haline getirilmiştir. 1981 yılında bu oda restore edilmiştir. Atatürk’ün en sevdiği renkler gündoğumu rengi ve şafak pembesi ile yenilenme yapılmıştır, Bu odada Atatürk’ün kitapları, dergileri, fotoğraflar, madalyalar ve Atatürk’e ait kişisel eşyalar yer alıyor.

İstanbul’un işgal günlerinde Atatürk, Pera Palas ziyareti sırasında, işgal komutanlarından bazıları da orada bulunmakta idi. Salondan içeri Atatürk’ün girdiğini gören komutanlar onu masalarına davet etmek istediler. Bu durum üzerine Atatürk, şu unutulmaz sözünü söylemiştir: ’Her ne kadar şu anda İstanbul’un sahibi onlar gibi görünse de yakında gidecekler. Bu nedenle kendileri burada misafirdir. Bizde de misafirler ağırlanır. O yönden arzu ederlerse onlar benim masama buyurabilirler.’

Pera Palas’ta kalan ünlü isimlere bakacak olursak

İran Şahı Muhammed Ali Şah 1920 yılında, İran Şahı Rıza Şah Pehlevi 1934 yılında, İngiliz Kralı 8’inci Edward 1936 yılında, Sırp Kralı Pierre 1894 yılında ve ABD’nin First Lady’si olan Jacqueline Onasis de otelde konaklamışlardır. Otelle adeta özdeşleşmiş olan bir isim var, o da ünlü yazar Agatha Christie. Yazar 1926-1932 yılları arasında İstanbul’a yaptığı seyahatlerde pek çok kez burada konaklamıştır. 411 numaralı odası günümüzde de halen müzedir. Agatha Christie, 1926 yılında 11 gün ortadan kaybolmuştur. İddiaya göre bu sürede otelin o dönem sahibinin Yeniköy’deki villasında kalıyordu. Yazarın ölümünden sonra ünlü bir medyum olan Tamara Rand, yazarın kaybolduğu 11 güne ait detayların Pera Palas’ta bulunan 411 numaralı odasında gizli olduğunu öne sürdü. Odada medyumun tarif ettiği yerde 11 kayıp günün sırrını çözecek bir anahtar bulunur. Bu durumu hikayelemek isteyen Warner Bros şirketi ile otel yönetimi arasında anlaşma sağlanamadığı için de anahtar rafa kaldırılır.

Aslına Agatha Christie’nin hikayesi çok ilginç ve gizemlidir. 1926 yılında ortadan kaybolduğu 11 gün boyunca kendisinden haber de alınamayınca işler iyice karışmıştır. Üstelik yazarın arabası da bir göl kenarında ağaçlara çarpmış bir şekilde bulunmuştur. İnsanlar yazarın göle düştüğünü düşünmeye başlamışlardır. Ama Christie birden ortaya çıkmıştır ve bu 11 gün ile ilgili hiçbir açıklama da yapmamıştır. Sonuç olarak, Agatha Christie’nin bu sırrı halen açıklanmamıştır. İşte bu olaydan sonra, tüm dünyanın gözü Agatha Christie’nin Pera Palastaki 411 no’lu odasına çevrilmiştir. Agatha Christie’nin ünlü ‘Şark Ekspresinde Cinayet ‘isimli eseri Pera Palasta geçmektedir. Ernest Hemingway’in ‘Klimanjoronun Karları’ isimli eseri de Pera Palas Otelinde geçmektedir.

Pera Palas bir otel, bir palas, ama yaşananlar, yaşanmışlıklar, ünlü konuklar ve anılar nedeni ile burası bir müze - otel statüsündedir. İstanbul’da Tepebaşında, Pera’da bir müze otel var burayı gezmenizi şiddetle öneririm. Çünkü çok etkilenecek ve tarihi burada soluyacağınıza eminim.

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği